Bildiğiniz üzere, son dönemde klasik sarı taksi şoför ve sahipleri ile yeni nesil yolculuk uygulaması Uber arasında büyük bir savaş yaşanıyor. Taksiciler, Uber’in ülkemizde yaygınlaşması ile birlikte evlerine ekmek dahi götürmekte zorlandıklarını söylüyorlar. Öte yandan, CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Sekreteri Akif Hamzaçebi’nin seyahat uygulamasını Istanbul’da yasaklayacaklarına dair sert söylemleri tartışmayı daha da alevlendirdi. Ben de henüz bu uygulamayı denememiş olanlar ya da tartışmanın neden bu denli büyüdüğünü hala anlayamayanlar için; Uber’in ne olduğu ve hangi prensipler ile çalıştığı ile ilgili araştırma, deneyim ve gözlemlerimi; taksi ve Uber şoförleri ile yaptığım görüşmeler ile sentezleyerek sizlerle paylaşmak istedim. Bu yazıda Uber ile ilgili merak edilen tüm sorulara yanıt arayacağız.

Uber Nedir? Nasıl Kullanılır?

Öncelikle “Uber nedir?” Sorusunu cevaplamakta yarar var. Uber, cep telefonunuz yardımıyla sizinle araç şoförü arasında koordinasyonu kurarak güvenli ve hızlı bir şekilde seyahat etmenize olanak tanıyan bir mobil uygulamadır. Bu uygulama, konum bilgilerinize erişerek bulunduğunuz noktadaki en yakın Uber aracını bulmanızı ve yolculuğunuzun olabildiğince hızlı bir şekilde başlamasını sağlar. Sizin ve sürücünün telefon numaraları ve aracın plaka bilgileri de uygulama üzerinden paylaşıldığından, iki taraf da gerektiği durumlarda birbirleri ile haberleşme imkanına sahip olur. İşleyiş prensibi olarak BiTaksi‘ye benziyor olmakla birlikte hizmet anlayışı bakımından önemli farklılıkları bulunduğunu söylemek mümkün. Şimdi gelin, bu farklılıkların neler olduğuna bir göz atalım.

Öncelikle yolculuğunuz için gönderilen araç, başlarda ufak bir endişe uyandırsa da sonrasında hizmet kalitesi açısından ne şekilde fark yarattığını görmüş ve deneyimlemiş oluyorsunuz. Örneğin Uber XL‘ı tercih eden bir kullanıcı için gelen siyah Mercedes Vito’yu gördüğünüzde, muhtemelen yukarıda özetlemeye çalıştığım duygu karmaşasını yaşyacaksınız. Uber şoförünün müşteriye olan yaklaşımı da ele alınması gereken önemli bir ayrıntı olarak göze çarpıyor.  Güler yüzlü ve özenli yaklaşımıyla “Günaydın, Iyi yolculuklar efendim!” denilerek başlayan bir yolculuk, uzun zamandır alışılagelen, müşterisinin yüzüne bakmadan ve aynadan yansıyan bezgin bir yüz ifadesiyle “nereye gidiyoruz abim?” sorusuna istinaden, ilk bakışta insana korkutucu derecede nazik geliyor.

Uber ve taksicilerin savaşı

Popüler yolcu taşıma uygulaması Uber ile geleneksel taksicilik arasında önemli farklılıklar bulunuyor.

Uber’in Gelir Mekanizması Nasıl İşliyor?

Uber ile yapacağınız bir yolculukta, gideceğiniz lokasyonu en başında belirlediğiniz için, “acaba mesafe/ücret konusunda şoför ile herhangi bir sorun yaşar mıyım?” diye düşünmenize gerek kalmıyor. Buradaki en önemli ve kritik nokta, Uber’in fiyatlandırma politikası ve şoförlere sunulan esnek çalışma prensibi oluyor. Uber; kendisine bağlı çalışan hiç bir şoförü mecburi bir vardiya sisteminde bulundurmuyor. Uber platformundaki kazanç prensibi; geleneksel olarak satış ve prim sistemine benzer bir şekilde ilerlediği için; bu platforma bağlı şoförler, kendi belirledikleri süre boyunca çalışıp aynı ölçüde bir gelir skalası oluşturuyorlar. Basit bir örnekle anlatmak gerekirse; 100 lira tutarındaki bir yolculukta size eşlik eden Uber şoförü, bu seyahatten 80 lira kazanırken, sizi şoför ile bir araya getiren bu platform ise, sağladığı bu hizmetin karşılığı olarak seyahat bedelinin %20’sine yani 20 lirasına sahip oluyor. Bu durum; şoförün sabit bir ücrete bağlı olmaksızın, araç sahibi için çalışıp belirli bir hasılat elde etme stresine girmeden, bir bakıma kendi işinin patronu olarak çalışmasına olanak tanıyor. Hal böyle olunca da, emeğinin karşılığını alan şoförler daha mutlu bir şekilde işlerini yapmaya ve çalıştıkları oranda kazanmaya devam ediyorlar.

Uber şoförlerine avantajlar sağlıyor.

Uber’in son dönemlerde artan popülaritesinin en önemli nedenleri arasında, yüksek hizmet kalitesi ve avantajlı çalışma koşulları bulunuyor.

Çalışan olarak gelir elde etme bakımından bir takım avantajlar barındıran Uber platformunun bir parçası olmak için ise, belirli kriterleri yerine getirmek gerekiyor. Öncelikle Uber’in format ve konseptine uygun bir araca sahip olmak şart. Sonrasında ise yapılan başvuru değerlendirildikten sonra sürücüleri, genel kültür ve görgü kuralları ile trafik, yol ve araç bilgisini ölçümleyen bir takım sınavlar bekliyor. Bu sınavlardan yeterli puan alındığında geriye sadece Uber lisansınızı beklemek kalıyor. Lisans süresinin limitli olduğunu, bu sürenin müşteri memnuniyeti ve yeniden girilmesi gereken testlere göre değişiklik gösterdiğini bilmekte yarar var.

Elbette Uber uygulamasının sıkıntıları da mevcut. Taksi gibi ticari ve kısa mesafeli taşımacılık izninin olmaması (bu nedenle araçların bir turizm firması bünyesine dahil edilerek ruhsatlandırılması), sürücülerin doğrudan vergilendirilmemesi nedeniyle yaşanacak olası sıkıntılar, emeklilik ve sağlık hizmetleri gibi sosyal hak ödeneklerinin firma tarafından karşılanmaması gibi bir takım dezavantajları da bulunuyor.

Taksi Şöförleri Uber’den Rahatsız (Mı?)

Peki neden taksiciler Uber’e savaş açtı? Günden güne artan müşteri sayısı, yüksek hizmet kalitesi ve yukarıda belirtmiş olduğum mesafe/ücret kaygısı olmaksızın rahatça kullanılabilen bir platform olması nedeniyle Uber, taksi şoför ve sahiplerine ciddi bir darbe vurdu. Kaçak bir yapı halinde çalıştığı gerekçesiyle taksiciler tarafından kaldırılması talep edilen ve “emek hırsızı” olarak nitelendirilen bu platform ile ilgili olarak, araçların tespiti halinde paza cezası kesilmesi  (yaklaşık 2500 TL) dışında katı ve sert bir yaptırım şimdilik uygulanmıyor.

 

Taksiciler ile Uber arasındaki kapışma giderek büyüyor.

Taksicilerin Uber konusundaki en önemli rahatsızlığı, yıllardır domine ettikleri pazar koşullarının Uber tarafından kısa sürede önemli değişikliklere uğratılması.

Bugüne kadar üzerinde pek çok tartışma yapılmış olsa da; herhangi bir yasak kararından önce, bu konunun en büyük şikayetçi grubu olan taksicilerin bu serzenişlerine yönelik sorulması gerekenlerin neden sorulmadığı da bir merak konusu. Bu noktada ele alınması gereken ilk konu, özellikle taksi şoförlerinin gerçek anlamda Uber’den rahatsızlık duyup duymadıkları. Yolculuk esnalarında konu ile ilgili görüşme imkanı bulduğum pek çok taksici, nispeten daha özgür çalışma koşulları ve gelir sistemi sebebiyle Uber’de çalışmaya sıcak bakıyor. Ancak, bir Uber ortağı olabilmek için gerekli olan asgari sermaye (araç alımı ve şirket kurulumu için) ve bürokratik sıkıntılar nedeniyle ülkemizde henüz altyapısı oturmamış bir organizasyona girmenin riskli olduğunu düşünüyorlar. Uber’e şiddetle karşı çıkan kesimin en önemli ortak özelliği ise; sahip olunan semaye ile birlikte, domine ettikleri pazarın kurallarını artık kendilerinin belirleyemeyecek olması. Örneğin; kısa mesafe seyahatleri kabul etmeme opsiyonu, sektörün denetim eksikliği nedeniyle müşteri iletişiminde yaşanan ve üzerinde durulmayan sorunlar ile yol ve trafik durumu öne sürülerek ödenmesi muhtemel ücret üzerinde yapılan bir takım manipülasyon girişimleri, Uber gibi küresel bir rakip söz konusu olduğunda taksicilerin kan kaybetmesine neden oldu. Hal böyle olunca, bir çok konuda nedenler üzerine yoğunlaşmadan doğrudan sonuca gitme odaklı olan toplumumuzda, gelenek yine bozulmayarak isyan ve eylem yoluyla doğrudan çözüm arayışına gidildi.

Taksicilere Sorulması Gereken Sorular

 

Peki burada üzerinde durulması gereken asıl konu, Uber’in iddia edildiği üzere “korsan taksicilik faaliyetleri mi”, yoksa gerçek taksicilere duyulan itimatın azalması mı? Taksiciler, emek hırsızlığı yapıldığını iddia ettiği Uber’in neden kendilerinden daha fazla tercih edildiğini sorgulamıyor? Şayet bu bir korsan faaliyetse, bu “illegal faaliyeti” kullanan binlerce insan, neden yıllardır süregelen köklü bir alışkanlığı bu kadar hızlı bir şekilde terk etme yoluna gidiyor? Taksiciler, genellikle eleştirilerin yöneltildiği genel görgü ve nezaket kuralları ile iş etiği  konularında neden hiç bir öz eleştiride bulunmuyor? Şayet böyle bir farkındalıkları varsa, neden meslek itibarını kötüleyen kişilerin aralarında barınmasına seyirci kalıyorlar?

Bireyleri ve toplumları ileri götüren en önemli unsur, karşılaşılan durum değişikliklerine yönelik doğru soruların sorulması ve bunlara cevap aranmasıdır. Soruların görmezden gelindiği, yıllardır süregelen problemlerin gözardı edildiği, yeni yetişen nesil ile birlikte içinde bulunduğumuz çağın da önemli bir değişim sürecinde olduğunu idrak edemeyen toplum ve organizasyonlar, içinde bulundukları durumun bir kördüğüme dönüşmesine seyirci kalarak zaman kaybedecek ve gelişim yolunda geri planda kalarak yok olmaya mahkum olacaklardır. Bu nedenle, Uber’i sistem dışına itme düşüncesinden ziyade, firmanın uyguladığı faydalı politikaları tespit ederek bunlar üzerine çalışmalar gerçekleştirmek, hem taksiciler için yeni bir gelişim ve fırsat kapısı aralayacak, hem de biz müşteriler, artan rekabet koşullarından yararlanarak daha kaliteli ve güvenli hizmet almış olacağız. Bu tartışmanın en kısa sürede bitmesi ve yapıcı adımların bir an önce atılması dileğiyle.

 

Bunu çevrenizle paylaşmak ister misiniz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginç ve yeni ne var? İlk siz öğrenin!