Ebediyete intikalinin 79. yılında, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘ü özlem ve minnet ile anıyoruz.

O‘nu daha iyi anlamak, eserlerine, felsefesine ve Türk Milleti‘ne emanet ettiği cumhuriyetimize her gün daha fazla sahip çıkmak için,  Atamızın az bilinen anılarını egitimajansi.com sitesinden sizler için derledim.

 

”Sen Hayatında Böyle Bir Ağaç Yetiştirdin Mi Ki Keseceksin?” 

Bahçe mimarı Mevlüt Baysal anlatıyor: Atatürk’ün Çankaya Köşkü’ndeki bahçesini yapıyordum. Bir gün Atatürk, yaveri ve ben bahçede dolaşıyorduk. Çok ihtiyar ve geniş bir ağacın Atatürk’ün geçeceği yolu kapadığını gördük. Ağacın bir yanı dik bir sırt, diğer yanı suyu çekilmiş bir havuzdu. Ata, havuz etrafındaki kısma yaslanarak karşı tarafa geçti. Derhal atıldım: ”Emrederseniz derhal keselim Paşam.” Bir an yüzüme baktı, sonra: ”Sen hayatında böyle bir ağaç yetiştirdin mi ki keseceksin!”

Herkes İçin Lüzumlu Bir İhtar 

Muzaffer Kılıç anlatıyor: Erzurum’dan kongre için Sivas’a geldiğimizde, Mustafa Kemal’in karargahı olarak, Sivas lisesini hazırlamışlardı. Paşa, kendisine hazırlanan odaları dolaşırken, yatak odasında, karyolanın arkasında bulunan sarı satırlı atlas yastık gözüne ilişti. Yastığın üzerinde, koyu renk bir ibrişimle işlenmiş şu beyit vardı: Cihanın cahına mağrur olup incitme insanı. ( Dünyanın şaşasıyla gururlanıp incitme insanıları) Süleman-ı zaman olsan bırakırsın bu eyvanı (Zamanın Süleymanı da olsan bırakırsın bu dünyayı) Atatürk, yazıyı okuduktan sonra durdu. Mazhar Müfit Bey’i çağırttı. Beyti ona okuttu. Mazhar Müfit: ”Paşa’m, bu sizin için yazılmış değil.” deyince, Atatürk: ”Bu uyarı hepimiz için ve her şey için bir prensip olmalıdır.” cevabını verdi.

 ”Sakarya’nın Değerini Küçültmüş Olursunuz Dostum” 

Sakarya Zaferi’nin üzerinden yıllar geçmiştir. Dönemin ünlü ve bir o kadar yetenekli ressamlarından biri, Mustafa Kemal’e Sakarya Savaşı‘nı gösteren bir tablo hediye eder. Savaşın tüm heybet ve azametiyle işlenmeye çalışıldığı bu tabloda Ata, ön planda yağız bir savaş hayvanına binmiş olarak tasvir edilmiştir. Ressam, bu kompozisyon karşısında tebrik beklerken, Mustafa Kemal’in: ”Bu tabloyu kimseye göstermeyin.” demesi üzerine şaşırıp kalır. Herkes ne söyleyeceğini bilemez halde birbirlerine bakarken Mustafa Kemal şu açıklamayı yapar: Savaşa katılmış olan herkes bilir ki, hayvanlarımız bir deri bir kemikten ibaretti; bizim de onlardan arta kalır yanımız yoktu. Hepimiz iskelet halindeydik. Atları da, savaşçıları da böyle güçlü kuvvetli göstermekle, Sakarya’nın değerini küçültmüş olursunuz dostum.”

 ”Yurdumun Toprağı Temizdir” 

Kral Edward İstanbul’a geldiği zaman, yatından bir motora binerek Dolmabahçe Sarayı’na yanaşır. Atatürk de rıhtımda onu beklemektedir. Deniz dalgalı olduğundan, kralın bindiği motor, sürekli inip çıkmaktadır. İmparator rıhtıma çıkmak istediği bir sırada, eli yere değerek tozlanır. O sırada Atatürk elini uzatmış bulunduğundan, kral da ona elini uzatmadan önce mendiline silmek ister. Ama Atatürk hemen devreye girer ve: ”Yurdumun toprağı temizdir, o elinizi kirletmez.”  diyerek kralı elinden tutup rıhtıma çıkarır.

Atatürk'ten Kral Edward'a: "Yurdumun toprağı temizdir!"

Atatürk’ten, eli yere değdiği için mendiliyle silmek isteyen Kral Edward’a: “Yurdumun toprağı temizdir!”

 ”Sizin Kendinize Mi İtimadınız Yok, Türk Hanımının Faziletine Mi?” 

Muallimler Ankara’da bir toplantı yapmışlar, bu içtimaya iki-üç muallim hanım da iştirak ederek salonda ayrı bir yere oturmuşlardı. Muallim hanımların içtimaya gitmelerini hoş görmeyen meclisin sarıklıları Gazi’ye şikayete giderler. Gazi kızarak: ”Kimmiş muallimler cemiyet reisi? Çağırın onu!’‘ der. Mazhar Müfit birkaç dakika sonra içeri girince gürleyen bir sesle ona çıkışır: ”Siz Muallimler içtimada ne yapmışsınız? Ne ayıp şey bu?”  Mazhar Müfit şaşakalır. Gazi’den bu hareket mi beklenirdi? Sarıklılar muzaffer bir beşaretle gülmektedir. Sarıklılar neşe içinde iken, Gazi’nin sesi hep aynı tonda devam eder: ”Olur şey değil, olur şey değil!”  Mazhar müfit hala ayakta ve hala ne diyeceğini şaşırmış bir halde cevap vermeye çalışır: ”Efendim vallahi…” ”Bırak bırak ben hepsini biliyorum; içtimaya muallime hanımları da çağırdınız. Fakat onları niye ayrı sıralara oturttunuz? Sizin kendinize mi itimadınız yok, Türk hanımlarının faziletine mi? Bir daha öyle ayrılık gayrılık görmeyeyim, anladınız mı?

Atatürk ve Türk kadınları

Atatürk ve devrimleri ile çağdaş hak ve özgürlüklere kavuşan modern Türk kadınları.

“Engelleri Kaldırdım Mı, İş Kendi Kendine Yürür” 

Niyazi Ahmet Banoğlu anlatıyor: Bir Amerikalı kadın gazeteci, Atatürk’e: ”İşlerinizde nasıl başarılı oluyorsunuz ? ” diye sormuş ve şu cevabı almıştı: ”Ben bir işte nasıl başarılı olacağımı düşünmem. O işe neler engel olur, diye düşünürüm. Engelleri kaldırdım mı, iş zaten kendi kendine yürür.”

”Laiklik, Adam Olmaktır!” 

Kılıç Ali anlatıyor: İlk mecliste bir gün laiklik konusu oluyordu. Gazi Mustafa Kemal Paşa o gün meclise başkanlık ediyordu. Meclisin tanınmış din alimlerinden bir vatandaş kürsüye geldi. Alaycı bir tavırla: ”Arkadaşlar bir laikliktir gidiyor. Affedersiniz ben bu laikliğin manasını anlamıyorum, nedir bu laiklik? ” diye söze başlarken riyaset makamında bulunan Mustafa Kemal Paşa dayanamamış, oturduğu yerden elini kürsüye vurarak: ”Adam olmaktır Hocam, adam olmak! ” diyerek Hoca efendinin sualini cevaplandırmıştır.

Bonus

En büyük aşkı vatanı ve milleti için koca bir ömür adayan Ata’mıza minnettarız.

Bunu çevrenizle paylaşmak ister misiniz?

İlginç ve yeni ne var? İlk siz öğrenin!