Yüz milyonları bulan cihaz satışı ve milyarlarca dolarlık ciroya ulaşan akıllı telefon sektörü hepimizin malumu. Bu kadar büyük bir pastanın bulunduğu sofrada baş köşede oturan ve aslan payını alan markalardan artık ilkokul çağındaki çocuklar bile haberdar. Böyle bir ortamda, zamanında belirli bir başarıya ulaşmış bir markanın piyasa koşullarına direnemeyip dibe vurmasının ardından muhteşem bir konumlandırma hamlesiyle sahalara yeniden geri döneceğini kim tahmin edebilirdi ki? Evet, Motorola‘dan bahsediyoruz. Bu yazı dizisinde, bir döneme damgasını vuran bir teknoloji devinin yakın tarihinden konumlandırma stratejisine, tüketici iletişiminden inovatif değişimlere kadar bir şirketin nasıl küllerinden doğduğunu ele alacağız.

Motorola’nın Geçmişi ve Kötü Türkiye Anıları!

Öncelikle Motorola’nın tarihsel süreci ile başlayalım. ABD’li hücresel ağ şirketi olarak 1928 yılında faaliyete başlayan firma, aynı zamanda iletişim sektöründeki ilk cep telefonunu piyasaya sunan marka olma ünvanını da taşıyor. 1983 yılında piyasaya sürülen ilk telefon olan Motorola DynaTAC telefon reklamını aşağdaki videodan izleyebilirsiniz.

 

Gelelim Motorola’nın ülkemiz ile yaşadığı kötü anılara! Türkiye’de Motorola’yı hemen herkes, Cem Uzan‘ın sahibi olduğu GSM öperatörü Telsim tarafından dolandırıldığı haberleriyle bilir. Motorola Finans Depertmanı Direktörü ve şirket sözcüsü Scott Wyman‘ın anlatımına göre; 2001 yılında alacakları ödenmediği gerekçesi ile Telsim hisselerinin %66’sına el koyan ABDli şirket, Uzan ailesinin enteresan hamlesiyle neye uğradığını şaşırdı. Bir anda çok yüksek bir sermaye arttırımına giden Uzan grubu, Motorola’nın el koyduğu hisse payının %66’dan %22’lere düşmesini sağladı. Geriye ise Motorola’nın, yıllar geçse de unutulmayacak efsanevi 1.9 milyon dolarlık alacak hesabı kaldı.

Motorola ve Telsim'in alacak kavgası

Motorola, Telsim ve Uzan Grubu ile olan alacak davasını, 2005 yılında tarafların anlaşması ile geri çekti.

Google & Motorola Evliliği

Sonrasında ise işler Motorola için hiç de iyi gitmedi.  Döneminin öncü teknolojisini iyi değerlendiremeyen ve başarısız hamlelerin kurbanı olan şirket, 2011 yılında Google tarafından satın alınmaktan kurtulamadı. Bu dönemde Google’ın ödediği meblağ, iflas etmeye yüz tutmuş bir şirket için hayli yüksekti. Peki 12.5 milyar dolar gibi önemli bir bedelle el değiştiren telekomünikasyon şirketinin, Google için bu denli öneme sahip olma sebebi neydi? Başlarda Google’ın; Motorola’yı satın almasıyla, özellikle Nexus modellerinin üretimini bu şirkete ait fabrikalara kaydıracağı düşünülüyordu ama öyle olmadı. Bundan daha önemli ve bu ücrete değecek bir şeyler olmalıydı. Vardı da! Google Motorola’yı satın alarak, şirkete ait yaklaşık 10 bin patentin de kullanma hakkına sahip olmuş oluyordu. Amiyane tabirle dünyanın en büyük arama motoru, mobil teknolojisini daha da ileriye taşımak için Motorola gibi güzel bir çiçeğin balını emmeye karar vermişti.

Google 2011'de Motorola'yı satın aldı.

Dünyanın en büyük arama motoru ve bilişim şirketi Google, 2011 yılında Motorola’yı 12.5 Milyar $’a satın aldı.

Motorola Neden Lenovo’ya Satıldı?

Sahip olunan patentlerin ne kadarı kullanıldı ya da onlardan mobil teknolojinin gelişimi için ne kadar fayda sağlandı bilemiyoruz. Ama Google’ın CEO’su Larry Page‘in açıklamalarına göre; Motorola sayesinde Android tabanlı mobil teknoloji geliştirme konusunda büyük bir ilerleme sağlandı. Google, bir süre sonra mümkün olan maksimum faydayı elde ettiğini düşünmüş olacak ki, 2014 yılında Motorola’yı şaşırtıcı bir şekilde piyasa değerleme bedelinin neredeyse dörtte birine PC üretim devi Lenovo‘ya sattığını açıkladı. Teknoloji dünyasında şaşkınlıkla karşılanan bu hamle ile ilgili yapılan açıklama ise, Motorola firmasının dünyanın en hızlı büyüyen PC devi ile birlikte kararlı bir yükseliş trendi yakalayacağının düşünülmesi yönünde oldu. Aslında bu açıklama şu anlama geliyordu;

Biz, Google olarak Motorola’dan alabileceğimiz her şeyi aldık. Android kullanımının daha fazla yaygınlaşması için, Android işletim sistemli telefon markalarının büyümesi ve gelişmesine ihtiyacımız var. Bu nedenle Motorola’nın bir yazılım geliştiricisinde durmasındansa, üretim ve satış ağı sürekli genişleyen bir şirketin kollarında olması daha doğru.  Daha büyük telefon üreticisi, daha fazla Android işletim sistemli cihaz ve daha fazla telif hakkı bedeli demek.

Ve Bir Şirketin Yeniden Doğuşu

Motorola’nın 2014 yılında Çinli teknoloji şirketi Lenovo’ya satılmasından sonra, bugüne kadar sahip olduğu marka kimliğinden sıyrılarak tam anlamıyla kabul değiştirmeye başladı. Tüketici ile iletişimi, sosyal medyanın yaygınlaşması ile birlikte dijital medya kanallarının kullanımı ve standartların dışına çıkan ürün farklılaştırma politikası ile kendini sektör içerisinde bambaşka bir anlayışla konumlandırmaya başladı. Bu konu ile ilgili bilgileri önümüzdeki günlerde yazının 2. bölümünde paylaşıyor olacağız. Görüşmek üzere!

Bunu çevrenizle paylaşmak ister misiniz?

İlginç ve yeni ne var? İlk siz öğrenin!